28 Kasım 2012 Çarşamba

Lisansız yazılım ABD'ye ihracata engel olacak-Haber

Lisansız yazılım ABD'ye ihracata engel olacak


28 Kasım 2012 Çarşamba 11:23

Washington ve Louisiana eyaletlerinde kabul edilen yasayla lisanssız yazılım ve donanım kullanan şirketler, ABD'ye ihracat yapamayacak.


ANKARA - ABD'nin Washington ve Louisiana eyaletlerinde kabul edilen yasayla lisanssız yazılım ve donanım kullanan şirketler, ABD'ye ihracat yapamayacak.
"BTS Avukatlık Ortaklığı" yöneticilerinden avukat Yasin Beceni, ABD ile ticaret yapan üçüncü kişilerin veya ihraç yapan şirketlerin, bilgi ve iletişim teknolojileri hukukuna uygunluğunu sağlamak amacıyla Haksız Rekabet Yasası (Unfair Competition Act) çıkarıldığını belirterek bu yasanın ABD'ye ürün satan herkesi ilgilendirdiğini ifade etti.
En fazla "haksız rekabet" yaratılan ülkenin Çin olduğunu ileri süren Beceni, şunları kaydetti:
"Eğer siz Türkiye'den ya da dünyada her hangi bir yerden ABD ile ticaret yapıyorsanız, bilgi ve iletişim teknolojilerini üretim süreçlerinde kullanıyorsanız, üretici olarak bu süreçlerin hukuka uygunluğunu sağlamak zorundasınız. Çünkü ABD, bunu kendi ülkesindeki bilgi ve iletişim sektörüne haksız rekabete karşı koruma durumu sayıyor.
Örneğin siz üretim yapıyorsunuz ve üretim bandında bir sürü lisanslı yazılım kullanıyorsunuz, donanımlarınız sahte değil, bunun için yatırım yapıyorsunuz belirli amortismanlar ödüyorsunuz ancak sizin rakibiniz olan şirket bunları yapmıyor, yapmadığı için de sizinle haksız bir rekabet içerisinde dolayısıyla bu maliyetlere katlanmadan bu üretimleri gerçekleştirmiş oluyor."
"ABD Senatosu'na deklarasyon gönderildi"
En fazla haksız rekabet oluşturulan ülkenin Çin olduğunu vurgulayan Beceni, Çin'in de dahil olmak üzere hem kendi üreticisini hem de ABD ile dürüst ticaret yapanı korumak için böyle bir yasal düzenlemenin yapıldığını anlattı.
Beceni, yasanın başlangıçta iki eyalette çıkmasına karşın, federal savcılar tarafından ABD Senatosu'na konuyla ilgili deklarasyon gönderildiğini bildirdi.
Avukat Beceni, şunları kaydetti:
"ABD'de Federal Ticaret Komisyonu (FTK) var ki bizim Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Rekabet Kurumu ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın bazı yetkilerinin bulunduğu bir yer. FTK'nın haksız rekabet fiillerini engellemeyle ilgili yetkisi var.
Taylandlı bir şirketin ABD'ye yaptığı ihracatı engelleme noktasında Massachusetts eyaletinde bir durumla karşılaşıldı. Kurutulmuş deniz ürünü satan Taylandlı şirket hakkında FTK, savcıları göreve çağırdı, ceza davasına gidildi, sonrasında uzlaşmayla belirli bir ceza neticesinde bu konu taraflar arasında sulh olarak kapandı.
Bu önemli bir içtihat oluşturdu. Yargıtay kararlarının örnek teşkil etmesi gibi. Bizim de kendi üreticilerimiz için yasal farkındalığı oluşturmamız lazım."
60 günlük süre
Yasin Beceni, lisanssız ürün kullanan firmaların "şüphe" üzerine tespit edildiğini belirterek, "ABD, kendi yazılım ve donanım üreticilerine diyor ki, 'Şüphe duyduğunuz bir hukuka aykırı kullanım düşünüyorsanız ilgili ülkelerde önce bu kişilere ihtarda bulunun.' Size bir mektup geliyor; 'ABD'de şöyle bir yasa var, hukuka aykırı yazılım kullandığınızı düşünüyoruz, değilse bunu dikkate almayın, hukuka aykırı ise bir lisanslama uzmanı ile oturup konuşun lisanslarınızı düzgün bir hale getirin ya da donanımlarınızı' şeklinde. Eğer 60 gün içerisinde buna cevap verip, 'Benim her şeyim yasal, ekte faturalarım, bu konuyla ilgili herhangi bir durum yok' dediğiniz zaman problem kendiliğinden ortadan kalkmış oluyor" dedi.
Belirlenen sürenin "suskun geçirilmesi" durumunda konunun ABD'deki savcılıklara iletildiğini bildiren Beceni, savcılığın da somut şüphe oluştuğu konusunda karar verdiğini kaydetti.
Üreticiyi bulamazsa satıcıya ceza
ABD'nin bu konuda yasal boşluk bırakmadığına dikkati çeken Yasin Beceni, şöyle devam etti:
"Bir ürünün üreticisi 'Made in Turkey', ya da fason üretim üreticisi Türkiye olabilir, farklı kanallar ya da ülkeler satış için kullanılabilir ama her şekilde üreticisi belli. Sizin ne sattığınız, kime sattığınız belli. Üreticisi sizseniz ama size ulaşamıyorsa ki zaten ABD ilk olarak üretici üzerine gidiyor satıcı değil, ABD satıcıya belli yaptırımlar uyguluyor."
Avukat Beceni, Arizona, California, Connecticut, Illinois, Indiana, Kentucky, Massachusetts, Missouri, New York, North Caroline, Oregon ve Utah eyaletlerinde benzer sonuçlar doğuran kanunların da yürürlükte olduğunu sözlerine ekledi.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Yüzyıllık Markalar Derneği'ne iki yeni üye-Çok Önemli Haber

Yüzyıllık Markalar Derneği'ne iki yeni üye


19 Kasım 2012 Pazartesi 08:18

Kuruluşundan bu yan abir yılm geçen Yüzyıllık Markalar Derneği'ne Ece Ajandaları ile Abdi İbrahim İlaç Sanayi de dahil oldu.






Arzu ALP
İZMİR - Türkiye'nin asırlık şirket ve markalarını bir araya getiren Yüzyıllık Markalar Derneği bir yılı geride bırakırken, yeni üyelerle yoluna devam ediyor. Ece Ajandaları'nın Sahibi Seydali Gönel'in öncülüğünde kurulan derneğin üye sayısı 28'e yükseldi. 100 yılı geride bırakan Uludağ Gazozları derneğin üyesi olurken Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim İlaç Sanayi de derneğin çatısı altında yeralmaya hazırlanıyor.
Yüzyıllık Markalar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve 128 yıldır helva üretimi yapan Manisalı Gıda'nın 4. Kuşak temsilcisi Başar Manisalı, "Böyle büyük firmaların da yanımızda yer alması gücümüzü artırıyor" dedi.
Derneğin kuruluşundan bu yana bir yılın asırlık firmaların birbirini tanımasıyla geçtiğini dile getiren Manisalı, dernek işinin gönüllülük esasına dayandığını, etkin bir şekilde çalışmalar yapabilmek için öncelikle bütçe oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. Asırlık firmaların Türkiye'nin çeşitli illerinden olduğunu vurgulayan Manisalı, ayda bir toplandıklarını, derneğin etkin çalışabilmesi için de komiteler kurduklarını anlattı.
İstiklal Caddesi'nde 90 yıllık binada
Derneğin adına yakışan İstanbul'da Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde 90 yıllık tarihi bir binada faaliyet gösterdiğini söyleyen Manisalı, Anadolu'da 100 yılı geride bırakmış firmaların yanısıra Cumhuriyet'in kuruluş yılı olan 1923 yılında kurulmuş 80-90 yıllık firmalarla da ön görüşmelere başladıklarını anlattı. TOBB'dan da Cumhuriyet yıllarında kurulmuş firmaların listesini edindiklerini anlatan Manisalı, "Bu firmalarla yazışmalara başladık. Türkiye'de 80-90 yıllık çok firma var. Bu firmalar bize kuruluşları ile ilgili resmi evrak verebiliyor. 100 yıla yaklaşmış firmalara da ulaşıp derneğimizi büyüterek daha güçlü kılmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Türkiye'de 100 yıllık firmaların geleceği için bir model oluşturmak ve kendi markalarını 100 yıl daha yaşatmak için bir araya geldiklerini anlatan Manisalı, derneğin 100 yıllık firmaları dünya pazarlarına yaymak, dünya ile rekabet edebilir hale gelmesini sağlamak için çalışmalar yapacağını ifade etti.
Dünyadaki benzeri kuruluşlara üye olacağız
Manisalı, derneğin siyasi karar vericiler ile direkt olarak biraraya gelebileceğini, anket ve istişarelerde bulunmak suretiyle güncel gelişmeleri ve yayınları yakından takip ederek üyelerine bilgilendirme ve girişimcilik konusunda danışmanlık sağlayacağını ifade etti. Manisalı, derneğin şirketlerin kurumsallaşması, 100'er yıllık kuruluşlar olarak iş hayatına devam etmeleri, girişimcilerin 100 yıllık firmalar oluşturmayı hedeflemeleri yönünde çaba sarfedeceğini dile getirdi. Dolayısıyla iş dünyasında çağdaş ve uluslararası ticaret ilkelerinin ve kurumsallaşmanın yerleşmesi için araştırmalar yapacağını, projeler üreteceğini ve etkinlikler düzenleyeceğini anlatan Manisalı, " Derneğimiz bu amaç doğrultusunda dünyadaki benzeri kuruluşlara üye olacak ve kendi üyeleri ile diğer ülkelerin üyeleri arasında sosyal dayanışmayı tesis ve temin etmek için çalışacak" dedi.
Derneğin 100 yılı geride bırakan Ece Ajandaları'nın Sahibi Seydali Gönel'in öncülüğünde kurulduğunu hatırlatan Manisalı, yüzyıllık şirketler ve markaların ortak bir değer ve ortak bir şuur yaratmak için biraraya geldiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Bu ortak değer ve şuur onların kendi ürünlerine ve insani ilişkilerine gösterdikleri saygıdır, özgürlük, mülkiyet hakları, rekabet ve sorumluluktur. Yılların çalkantısına göğüs germiş, birçok savaşlar özellikle Kurtuluş Savaşı ve dünya savaşlarını yaşamış ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana üretimlerini devam ettirmiş 100 yıllık şirketler ve markalar geride bıraktıkları 100 yıl ve fazlası boyunca ağırbaşlı ve vakur duruşları ile oluşturdukları kültüre sahip çıkarlar ve bu geleneklerini devam ettirirler. 100 yıllık şirketler ve markalar her türlü maddi, manevi ve ekonomik sıkıntıyı yaşamışlar ve bunları atlatmayı başararak bir yandan bu güne aidiyetlerini korurken öte yandan kültürel geçmişlerine de sahip olma istediğindedirler. Yüzyıllık Markalar Derneği, bu değerlerin savunulması için üyelerini ve haklarını en iyi şekilde koruyarak temsil edecektir. Derneğimizin amacı, siyaset ve kamuya olumlu bir işletme imajı ulaştırmak ve ekonomik bağımsızlığın, özel girişim ve rekabet avantajlarının ve serbest piyasa koşullarının gelişmesine yılların deneyimleri ışığında mümkün olduğunca katkı sağlamaktır."

14 Kasım 2012 Çarşamba

Marka dahisinden altın tavsiyeler-Haber

14 Kasım 2012 - 02:30

Marka dahisinden altın tavsiyeler

Time dergisinin ‘Dünyanın en etkili 100 ismi’ arasında gösterdiği marka dahisi Martin Lindstrom, bir ürünü satın almak için verdiğimiz kararın yüzde 95’inin isrrasyonel ve bilinçaltı olduğunu belirterek, “Burada devreye nöromarketing giriyor” dedi

Marka dahisinden altın tavsiyeler
EKONOMİ SERVİSİ
Turkcell Akademi Pazarlama Konferansı’nın bu yılki konuğu, Martin Lindstrom, şöyle dedi:
“Benim maaşımı markalar değil, tüketiciler ödüyor. Kimse ofiste oturarak yeni şeyler söyleyemez, ben tüketicilerle birlikte yaşıyor, tüketim alışkanlıklarını birebir gözlemliyorum. Dünyanın hemen her bölgesinde çok farklı insanlara konuk oluyorum, onlarla yaşıyorum. O kadar yoğun bir hayatımız var ki artık dinlemeye vaktimiz yok. Yeni kuşak herşeyi hemen tüketiyor ve çöpe atıyor. Bu ortamda aşk duygusu yaratan bir marka olmadıkça fark yaratmak imkansız. Bunun yanı sıra hayatımızda var olan tüm ürünlere mutlaka oyun ayağını eklemek, oyunlaştırmak gerekecek. Tüketiciyle fiziksel temas çok önemli. Ayrıca bir şeyi tanıtmanın ve satmanın en iyi yolu hâlâ kulaktan kulağa tanıtım.”

Lindstrom, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in, “İstanbul ve Türkiye markalarını daha iyi noktalara taşımak için neler yapabiliriz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“İstanbul ve Türkiye bu konuda çok iyi bir yolda ilerliyor. İsviçre, Avustralya ve Kolombiya’ya danışmanlık yapıyorum. Kolombiya’nın kötü bir imajı vardı. Holywood’da yürüttüğümüz aktif kampanyadan olumlu sonuçlar aldık. Sadece TV reklamı yetmez, yaratıcı kampanyalara ihtiyaç var.”

Galataport'un başı bu kez de patent derdinde-Haber

Galataport'un başı bu kez de patent derdinde


14 Kasım 2012 Çarşamba 10:28

Daha önce ihalesi Danıştay tarafından iptal edilen ve tekrar ihaleye çıkmaya hazırlanan Galataport'un başı bu kez de marka tescili ile dertte.


İSTANBUL - İlk ihale döneminde Danıştay tarafından iptal edilen ve tekrar ihaleye çıkmaya hazırlanan Galataport'un, bu sefer de marka tescil sorunu ile gündemi meşgul edebileceği belirtildi.
Marka Tescil Ofisi Acar Patent tarafından yapılan açıklamada, ''Galataport'' markasının 22 Nisan 2011 tarihinde Türk Patent Enstitüsü tarafından tescile uygun görüldüğü hatırlatıldı.
Girişimciler Mehmet Fereç Balcı ve Hayati Şanlı tarafından ticari amaçlı olarak tescil ettirilen Galataport markasının yedi sınıfta koruma altına alındığı ifade edilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
''İnşaat ve temizlik hizmetleri, gayrimenkul ve sigortacılık, kara-hava-deniz taşımacılığı, konaklama hizmetleri, mağazacılık, eğitim-öğretim-tv-radyo program yapım hizmetleri ve deri-çanta-cüzdan gibi sınıflarda marka tescili gerçekleşen ve galataport.com.tr alan adını da barındıran 'Galataport' markası çok kişiyi peşinden koşturacak gibi gözüküyor.''
Konuya ilişkin bilgi veren Acar Patent Marka Tescil Uzmanı Deniz İşeri de, özgün marka bulmanın gün geçtikçe daha da zorlaştığını, özgün isimlerini korumak isteyen girişimcilerin iş işten geçmeden başvuruda bulunmaları gerektiğini belirtti.
Galataport projesi
Galataport, Türkiye'nin en önemli turistik limanı olan ve büyük gemilerin limanı olarak bilinen Karaköy'den Tophane'ye kadar uzanan sahil şeridine konaklama ve barınma tesislerini kapsıyor. Proje, bölgenin alışveriş merkezleri ve restoranlardan oluşan bir turizm merkezi haline getirilmesini amaçlıyor.