28 Nisan 2013 Pazar

Korsana karşı'gerçek' kampanya- Haber

Korsana karşı'gerçek' kampanya


Milletlerarası Ticaret Odası'nın 20 ülkede eşzamanlı yürüttüğü 'Sahtesi pahalıya gelir ben gerçeğini alıyorum' kampanyası Türkiye'de başladı.
Korsana karşı'gerçek' kampanya
Milletlerarası Ticaret Odası’nın (ICC) taklit ve korsana karşı 20 ülkede yürüttüğü “Sahtesi Pahalıya Gelir Ben Gerçeğini Alıyorum” kampanyası Türkiye’de de başladı.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü’nde başlatılan kampanya, dünyada ICC’nin taklit ve korsanla mücadele birimi Sahtecilik ve Korsanla Mücadele İçin İş Dünyası Hareketi (BASCAP) öncülüğünde gerçekleştirilirken, Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milletlerarası Ticaret Odası Türkiye Milli Komitesi (ICC Türkiye) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından organize ediliyor.
Kampanya kapsamında, alışveriş merkezlerinde stant açılıp, eğitim seminerleri düzenlenecek. Afiş ve broşürlerin de dağıtılacağı kampanyada, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile televizyonlarda bilinçlendirici bir reklam da yapılacak.
Mehtap Elaidi, Ayşe Kulin, İskender Pala ve Orhan Gencebay’ın gönüllü olarak yer aldığı spot filmde, sanatçılar korsan ve sahte ürünlerin Türkiye ekonomisine verdiği zararı ele alıyor.
Kampanyaya, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü , Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği, Kategori Mağazacıları Derneği, Gıda Perakendecileri Derneği ve şirketler destek veriyor. TOBB ve ICC Türkiye Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu “2023 hedeflerimizin gerçekleşmesinin olmazsa olmazı, kuvvetli bir fikri mülkiyet rejimine sahip olmaktır. Bu kampanya da benzersiz bir çalışmadır” dedi.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Taklit mala 4000 dava- Haber

Taklit mala 4000 dava



Demet CENGİZ
10 Nisan 2013



Taklit mala 4000 dava

TESCİLLİ Markalar Derneği (TMd) Başkanı Tahsin Özlenir, ‘fırsat sitesi’ adı altında internetten satış yapan firmaların paralel ithalat yaptığını ve denetlenen ürünlerin yüzde 50’sinin taklit olduğunu söyledi. TMd Başkan Yardımcısı Mehmet Eren ise “Avrupa’nın çöplerini Türkiye’de satıyorlar” dedi.



TESCİLLİ Markalar Derneği’nde (TMd) başkanlığı Füsun Kuran, Tahsin Özlenir’e devretti. TMd’nin gündeminde sık sık açılıp kapanan ve olağanüstü indirimler sunduğunu iddia eden, internetten satış yapan fırsat siteleri var. Taklitle mücadeleye her alanda devam ettiklerini ve sadece TMd’nin açtığı 4000 dava olduğunu belirten Tahsin Özlenir, “E-ticaret sitelerinin ortaya çıkmasıyla taklit ürünlerde artış oldu. Paralel ithalat gri pazar yarattı. Düşük faturayla alıyorlar; hem az vergi ödüyorlar hem de haksız rekabete yol açıyorlar” dedi. Özlenir sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir ürünün yurtdışından gelmesi orjinal olduğu anlamına gelmiyor. Hepsi taklit diyemem ama incelenmeli. Gümrüğe geldiğinde bizim üyemiz markalardan biriyse incelemeye çağrıyorlar ve incelemeye giren ürünlerin yüzde 50’si taklit çıkıyor. Açtığımız davalardan bir kısmı bu sitelerle ilgili. Bir takım pilot davalarla emsal teşkil edecek sonuçlar almak istiyoruz. Tüketici alıyor, ancak değiştirmek için mağazaya gidince taklit olduğunu anlıyor.”
AVRUPA’NIN ÇÖPÜ GELİYOR
TMd Başkan Yardımcısı Mehmet Eren ise “Türkiye maalesef Avrupa’nın çöplüğünü temizleyen ülke konumuna geldi” dedi. E-ticaret sitelerinden önce de paralel ithalat yapanlar olduğunu hatırlatan Eren şunları söyledi: “Alman bir zincir yıllardır yapıyor bunu Türkiye’de. Avrupa’da hiçbir yerde satılmayan ürünleri toplayıp burada satıyor. Beş yıl önceki ürünü, sezon ürünüyle fiyat kıyaslaması yaparak sunuyor. Böylece hem tüketiciyi kandırıyor hem haksız rekabet yaratıyor. Türkiye’de 100’den fazla fırsat sitesi var. Zaten böyle olanlar elenmeli iyi olan 10 tane kalmalı. Pek çok yabancı marka sezon ürünü satan internet sitelerine ürün veriyor ama fırsat sitelerine vermiyor. Tüketici ciddi biçimde aldatılıyor.”
350 MİLYAR DOLARLIK TAKLİT
Türkiye’de taklit mallara karşı açılan dava sayısının 7-8 bin civarında olduğunu belirten Tahsin Özlenir, dünya ticaretinin yüzde 17’sinin taklit mallardan oluştuğunu, bunun da 350 milyar dolara denk geldiğini söyledi. Özlenir, Çin’den sonra taklit markalı ürün sayısında ikinci sırada bulunan Türkiye’de taklit ürün pazarının 1 milyar dolar olduğunu da belirtti.
TMd’siz federasyon eksik kalır
KURULAN Perakende Federasyonu çatısı altında yer almama nedenlerini Tahsin Özlenir şöyle açıkladı: “Bize TMd’yi feshedip, Birleşmeş Markalar Derneği çatısı altında girmemizi önerdiler. Bu kabul edilemez. Taklitle mücadele eden, indirimlerin düzenlenmesini isteyen üye markalarımız bu şartlarda orada yer alamaz. Bizim önceliğimizden biri indirim aldatmacasının bitmesi ve indirim yasasının çıkması. Bizi TMd olarak almaları gerekir. TMd 92 markayı ve onların 2000 civarında mağazasıni temsil ediyor. TMd’siz federasyon eksik kalır.”
Taklitin cezası: 80 TL ve 10 ay hapis
TAHSİN Özlenir, taklitin şikayete bağlı suç olmaktan çıkması gerektiğini belirterek, “Savcılığa müracaat etmekle başlıyor ve operasyon yapılması 2 gün sünüyor. Bununla ilgili yeni kanun teklifi sunacağız. Zaten davaların sonunda sanıklara 10 ay hapis ve 80 TL para cezası veriliyor. Bu sorunu çözmüyor” dedi.
Devlet yönetimleri şeffaf AVM yönetimlerini bilmiyoruz
SON günlerde Hürriyet Gazetesi’nin gündeme getirdiği alışveriş merkezlerindeki (AVM) ortak alan giderlerine de değinen Tahsin Özlenir, “Bu konuda çok şikayet alıyoruz. 5 katlı bir apartman da 500 mağazalı AVM de kat mülkiyeti kanunu ile yönetiliyor. AVM’deki markalar giderlerin hesabını soramıyor çünkü mal sahibi değil kiracı. Yeni bir yasal düzenleme lazım. Tüm dünya şeffaflaşıyor, devlet yönetimleri bile şeffaf biz AVM’lerin harcamalarını bilmiyoruz” diye konuştu.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Baba öldü, Güllüoğlu’nda kardeşler marka savaşı başlattı- Haber

Baba öldü, Güllüoğlu’nda kardeşler marka savaşı başlattı



Sadi ÖZDEMİR
3 Nisan 2013



Baba öldü, Güllüoğlu’nda kardeşler marka savaşı ba

BAKLAVADA dünya markası olan Güllüoğlu’nda baba Mustafa Güllü’nün vefatından sonra başlayan, ‘varislerin ihtarlı ilanlı marka kavgası’ işin tadını kaçırmak üzere. Eğer iki taraf uzlaşıp geri adım atmazsa kavga adliye koridorlarına düşecek.



TÜRKİYE’nin en eski, en güçlü ve belki de en küresel baklava markası Güllüoğlu’nda baba Mustafa Güllü’nün korktuğu miras kavgası ‘vefatından sonra’ yaşanıyor. Güllüoğlu markasının varislerinin önce marka kullanım haklarıyla ilgili birbirlerine yönelik ihtarlarla başlayan sonra ilanlarla devam eden ‘marka kavgası’ işin tadını iyice kaçıracak gibi görünüyor. Eğer iki taraf uzlaşıp geri adım atmazsa kavga adliye koridorlarına taşınacak.
NEDEN ANLAŞAMIYORLAR Merhum Mustafa Güllü’nün 4’ü baklavacı 5 oğlu var. Ailenin diğer üyeleri de dahil edildiğinde Güllüoğlu markasının baklava ile ilgili kullanım hakkına sahip 13 kişi bulunuyor. Mustafa Güllü’nün sağlığında Nadir Güllü (Karaköy), Nejat Güllü ve Faruk Güllü olmak üzere iş, üç ana grup halinde ayrıldı ve üç kanaldan yurt içinde ve yurt dışında büyümeye başladı.
Zaman zaman kardeşler arasında yurt içinde ve yurt dışarda ortaya çıkan ‘marka kullanımıyla’ ilgili gerilimler için baba Mustafa Güllü ‘hakkımı helal etmem’ diyerek araya girdi ve kavgayı önledi. Nadir Güllü, ‘en orjinal Güllüoğlu’nun markanın efsane olduğu yer olan Karaköy’de olması nedeniyle kendisi olduğunu, Nejat Güllü, babasından sonra bu işe en çok emek veren kişi olduğunu, Faruk Güllü ise markayı tüm gıda ürünlerine yayarak ve franchising yöntemi ile hızlı büyüyerek, markaya en çok kendisinin değer kattığını düşünüyor.
KİM KİME NE YAPIYORGerilimi adliye koridorlarına doğru sürükleyecek gelişmeler ise şöyle: Mustafa Güllü 22 Şubat 2012’de toprağa verildi. Aradan 9 ay geçti ve 26 Kasım 2012’de Nadir Güllü ve 10 kişi adına Faruk Güllü’ye “Faruk Güllüoğlu markasını kullanarak franchising veremezsin” özetli ihtar çekildi. Faruk Güllü de “‘Faruk Güllüoğlu’ markasını 1998’den itibaren kullandığını, 2002 yılında 200010866 tescil numarasıyla Faruk Güllüoğlu markasını 29.,30.,35., ve 43. sınıflar için tesçil ettirdiğini” anlatan karşı ihtarla yanıt verdi.
29 Mart 2013’te Faruk Güllüoğlu’na karşı daha önce ihtar çekenler, “Faruk Güllüoğlu markasının kullanımı nedeniyle Baklavacı Güllüoğlu markasının ve bu marka üzerinde hak sahibi olanların zarar gördüğünü” ve Faruk Güllü’nün, ‘Güllüoğlu’ ibareli herhangi bir franchising veremeyeceğini ileri süren bir gazete ilanı verdiler. İlanda, Faruk Güllü aleyhine Faruk Güllüoğlu markasında ‘Güllüoğlu’ adını kullandığı için dava açıldığı da belirtildi. Ancak Faruk Güllü kendisine herhangi bir tebligat gelmediğini söylüyor. Gerilim Faruk Güllü ile tüm diğer Güllüoğlu varisleri arasında büyüyor.

O zaman ‘tatlı’ bir kavgaydı
GÜLLÜOĞLU markasının kurucusu Mustafa Güllü 23 mark 2008’de oğullarının işleriyle ilgili anlattıkları Hürriyet’e “Her tarafa Güllüoğlu açıp durmayın başka baklavacılar da ekmek yesin” başlığı ile yansımıştı. Merhum Mustafa Güllü o röportajında hızlı büyüyen iki oğluna ‘geleneksel esnaflık ahlakına bağlılığı gereği’ “Her yere Güllüoğlu açıyorsunuz, başkalarının ekmeğine mani olmak var mı? Öteki baklavacılar ne olacak? Böyle büyümeye son verin” demişti. “Çok fazlayla çok azdan hayır gelmez” diyen Mustafa Güllü, kendi yanında kalan Ömer ve Nadir’i ölçülü büyüdükleri için takdir ediyor, kendisinden ayrılan ve hızlı büyümeyi seçen Nejat ve Faruk’u risklere karşı uyarıyordu. Mustafa Güllü’nün en dikkat çeken sözü ise “Bütün oğullarım yanımda kalsın. Karaköy’de çalışalım, kazandığımız Allah’a şükürler olsun hepimize yeter” şeklindeydi. Ve ekliyordu: “Ama iki oğlum bunu dinlemedi... Şu anda bana deseler ki ’tamam baba artık şube açmayacağız’ o zaman dünyanın en mutlu insanı ben olurum.”

HER TARAFA GÜLLÜOĞLU AÇIP DURMAYIN BAŞKA BAKLAVACILAR DA EKMEK YESİN

Şam’dan İstanbul’a
MUSTAFA Güllü’nün babası Mustafa’nın babası, Gaziantep’ten Hicaz’a gidip gelirken Şam’da ünlü bir baklavacıyla dost olur ve mesleği öğrenip Gaziantep’te baklavacılığa başlar. 1926’da doğan Mustafa Güllü, 1 yaşındayken, baklava ustası babası Mustafa vefat eder. Oğul Mustafa baba vassiyeti gereği amcaları Sait, Ali ve Mahmut Güllü’nün yanında mesleği öğrenir. Mustafa Güllü, 1948’de askere giderken İstanbul’da 1 gece kalır ve Sirkeci’de baklavacı Hafız Mustafa’nın dükkanını görünce, askerlikten sonra İstanbul’da dükkan açmayı kafasına koyar.
* 1949’da İstanbul’da yaşayan halasının oğluyla Karaköy’de ilk dükkanını açar. Aynı yıl İstanbul’daki sinemalarda Güllüoğlu baklavalarının reklam filmlerini de oynatmaya başlar.
* 1954’te ortağından ayrılır ve Karaköy’de Havyar Han’da dükkan tutarak yoluna devam eder. Türkiye’de ilk hamur yoğurma makinesini, ilk hamur açma makinesini kullanan baklavacı olur.
* 1959’da baklavacılıkta o dönemlerdeki sağlıksız ’sıcak soğuk’ ortamı nedeniyle sağlığı bozulur ve yetiştirdiği ustalarla baklavacılığa devam eder.
* 5 oğlu 1 kızı olan Mustafa Güllü’nün 4 oğlu baklavacılığı tercih eder ve 1970’lerden itibaren oğulları işin içine girer. Karaköy Güllüoğlu ülke çapında ünlenir.
* 1982’de en büyük oğul Nejat, ’artık şubeler açalım büyüyelim’ der ve bu önerisi kabul edilmeyince ayrılır kendi yolunu çizer. 15 şubeli ve ihracat yapan bir işletme kurmayı başarır.
* 1993’te de Faruk ayrılır ve Azerbaycan’da imalathane ve dükkan açar. Sonra Karaköy’de bir şube açar ve ardından 14 şubeli bir başka işletme de onun liderliğinde ortaya çıkar.